NECIP OLMEDI
Bin dokuz yüz kırk sekızde Romanyanı bastı bulut
Kapladılar komunistler, ruslarınkı boldı bo cürt !
“Kırım degen Vatanımnı alalmadan gene cöyttık
Epımızde rus koluna Dobruca’ da şımdı tuştık.
Tatarların üylerınde saklanılgan kırımlılar
Bırliy, bırliy, tutuldılar, Sibyr cölın aldılar.
Omırımce ograşkanım, butun milli çalışmam
Karab boldı bo aylarda, koz yaşlarım tıyalmam...”
Tuşune Necıp koy tışında, saklangan bır sabakta,
Yukusıda, koyan yuku, jandarma bar arkada !
Kuz ayları, gece suvık, cavın caua, karangı,
Afta geştı, balaların koralmadı, sagındı...
Dere boyı, Akbaş koyde, Şaip oca tutulgan,
Pera aptiynı mezarına muslumanca komalgan !
Bo senenın egınlerın, paraların dagıtıp,
Zengınlerden yardım alıp, pıkarenı kuvanttıp,
Yakınladı Necıp koyge, şımdı toban astında,
Tan aşılsa koyge kırıp ailesıne kavuşsa !
Kuz ayları, suvık, cauın, cörkan, toşek, ep toban,
Kapalmaktan korkıp tuvıl, millet uşun saklangan !
“Korne kolge, ayak sesı karangıdan toplana,
Koy ışınde itler ure, ay caltıray, col aşıla,
Keliyatırgan kolge, bolır dostım, duşmanım,
Turkiye’ den kaber keldı, milletım bar, dep, kaldım !”
-Menmen, Iyıb, ses ber, Necıp, cıllı kaber ketırdım,
Bo keşede kelmedıler, ailen aru, korar bıznı Allah’ım !
-Sau bol, koydeş, dedı Necıp, tobanlardan koterlıp,
Senın etken cıgıtlıgın, mayday kele, can berıp!”
- Endı korkma, soydaşların sakladılar basımnı,
Komunistler alalmaycak kitap yazgan arıfnı !
Şonday karlı, korkunç kunler, üyden kaşkan geceler,
Atalardan kele kuvvet, milletım degen sesler !
Bır filım kibı tarihımız, kanlı, dertlı Kırım’ dan
Giray’lar bar, Gaspiralı, Seydahmet ya Cihan !
Dobruca ‘nın koylerınde oksuz kalgan cematım,
Rus kolundan kaşıp kelıp, rustan korka kardaşım...
Neday kunler, aldımızda korkı saplay cüreknı,
Kaşmak kolay, ozım desem; karar aldım kalmaknı !
Kuz ayları, Necıp tuşune, Alla’ ga duva etıp,
Jandarmalar onı karay, Tatarlıkta Baş bılıp !
Bugun kuneş, kuz kuneşı, bugun korkmay jandardan,
Kostencı’nın bulvarında kaber bekliy Kırım’dan.
“Şalt cüriyım,” dedı Necıp “kupe kunduz ne bolır ?”
Bo ışnıde becersem men, milletıme hak kelır !
Ekı adım, boldı bırı, kollarından tuttılar,
Arabanın kara kapısın cabılganın tuydılar !
Yabaniydır bakışları, sert seslerı, cümurdık,
Kanlar taştı cüregınde, kımler sattı, ne boldık ?
Itekleşıp şaptırdılar, buzlı çiment, suvık cer,
Kostencı’ nın mahpusıdır, Allah unutkan yerler...
“Vay, milletım, Kırım dertım, evlatlarım kım karar?
Koyım, cürtım, kurban tatar, caraların kım sarar ?
Tuşunurken dert ışınde, kattı cerde, tıtıs yerde,
Duburdedı temır kapı, tepme urup, sert emırde,
Asker onı tursatkanda koltugından süyreklep,
Akettıler sorgı yerıne, akettıler ziyetlep !
Karşısında Necıp kordı sert bır surat, duşman kolı,
Terlı şaşın mannayından sılıp kanman nefes aldı...
Cüregınden Alla’ yım dep, kuvvet ıstep calbardı,
Sır bermesın duşmanlarga, sonra “Ellam” okıdı...
“Aytacaksın bızge şımdı kaş kırımlı sakladın ?
Aytacaksın Turkiye’ men Tatar uşun ne yaptın ?
Şu Kırım’ dan ne ıstiysın, Kırım rusnın, sen unut,
Tatarların hakkı pıttı, Kırım uşun yok umut !”
-“Aytacağım” dedı Necıp “Milletım ve Vatanım
Etkenlerım sız bılesız, insaniydır can duygım !”
Şamar urdı, sonra tepme, kızdı casut, okırdı,
-“Aketınız astka,” dedı, “bızge ruslar inandı.”
Surekletıp, temır urup, merdıvenden attırılıp,
Kettı Necıp şo beçlerge, karangılar bastırıp...
Taşlandırıp bayladılar başın, kolın, ayagın,
Tel ışınde elektrikler sıktı nazık cüregın...
Bayıldı, dep, toktattılar bır temırge astırıp,
Bır ayaktan teşık teşıp, baş aşaga tursatıp...
Bır kopka su, bır kopka bız, ayınmadan ayındı,
Auız cabık, sesı pıttı, insanlıgı cımşadı...
Kozın aşıp, karangıda, kanın sıypap tanıdı,
Çiment astı, vücud cara, susap avız kurudı...
Neşın başın auırganın, neşın teşık ayagı,
Anlayalmay, bırda tuştı şo yukuday bır kaygı...
La ilahe illelllah, Muhammedun Resullulah.”
Gene keldı bır zamandan yaman asker almaga
Gene sordı ondan tatar kırımların cakmaga !
Sonra vurup akettıler beç astına, ezdıler,
Bayılganson, vücut kanap, odasına attılar...
Saatler geştı, keşe geştı, Necıp korkıp tuşune,
“Aytmadım , ya, arkadaştan, eş bırısınde, ziyette ?
Maga urgan, miyım cakkan, ermenımı, rusmı o ?
Şu tatarnın tarihınnı kurban etken , kımdır bo ?
Avırmagan yerım barmı ? Vücud boldı bır cügış,
Inanmadım, bogadarda, ilerlesın şektırış !
“La ilahe illellah, Muhammedun Resulullah.”
Bır cütum su, anam, babam, ışer edım bır cütum,
Kolay korne olım şımdı, eziyetın ne diyım ?
Alla’ m, sen ber kuvet, aytmay, cakmay, oliyım,
Milletıme zarar bermiy, kefınlerge sarlayım !”
Duburdedı kene kapı, koterdıler Necıp ‘nı,
Bır kokladay otırttılar, sorgıcıdır bır delı !
-“Ayt” diy,”ayt” diy, kımler ta bar, semen millı colında ?
Kırımlılar ta ne gadar, arıflerın ayt, kayda ?”
Kızdı endı şo jandarma, neşın aytmay bo tatar ?
Oga kuvvet kaydan kele, dort kun bola, ziyet bar ?
“La ilahe illellah, Muhammedun Resulullah.”
“Aketınız zıncırlarman başın, gogsın sarınız,
Ottırecek bonday hayın, aytmay sırın ; ezınız !”
Gene tuştı karanğığa, artık korkmay, dert tuymay,
Sade tılın Necıp tışliy, sır bermiyım, dep, saklay !
Vücud sızlay, başı kaynay, tuymay artık avıruv,
Tıl tışlengen, canı barmı ? kımse bılmiy son soluv !
Ekım aynın yırm-ekısı, bin dokuz yüz kırk sekız,
Kapalganın eşıtmeden, olgen kaber aldık bız !
Beş kun ara, beş kun ziyet, satınde bır sorgılar,
Dayanmadı şektıruvge ! Oksız kaldı tatarlar !
“La ilahe illellah, Muhammedun Resulullah.”
Bin dokuz yüz kırk sekızdır, Dobruca ‘da ilk Tatar
Ottırıldı millet uşun, korkılı kunler başlar !
Ceza, dava, korulmeden, kaber keldı üyüne
“Olınıznı alınız sız, ozı yaptı ozıne !”
Şay degenler mahpusçiler, “Necıp ozın ottırdı”,
Kım ne diycek ? O seneler tıl kesıldı, koz sondı...
Dobruca ‘nı bır ses tutkan, cılau sesı kaplagan,
Necıb’ımız artık kettı, Tatarlıkta kım kalgan ?
Azaplar’ga kara kaber keldı Necıp oldı dep,
Tatar uşun Dobruca ‘da artık kuneş battı dep!
Toplaşkanlar ocalarımız, cılaşkanlar akranlar,
Vücudınde tamgaları, teşıklerı, zıncırlar,
Ezık başı, cangan şaşı, teşık, tılın tışlevı,
Ayagında kansız teşık, ocalarnı korkıttı...
Bır koy cılay, bır memeleket, Kırımtatarı ıgrana,
Millet uşun cürgen cıgıt, sonı bonday mı, Allah?
Acı Fazıl, Şeripe –tay, tur kor ulun ne alde,
Duşman kolı onı katıp ezıp cöytkan beş kunde ?
Ecdatların unutmadan, dogrı cölda can bermek,
Mutluluktır bır Gaziy’ge, kımge tiyer şay olmek ?
Cenazege, son cölına, butun millet toplaştı,
Korkıp kaşkan bek az boldı, tatar kalkı toplaştı...
Kokten cavun, kozden caşlar, turmay aktı, kop aktı,
Er gecede, cüvgan oda, carık bolıp canlandı !
Koyın kalkı korkıp karay sonmez ışık üy totıra,
Carık osıp koy ışınde mezarlıkka cöytıla...
Şehit Necıp, canın ratlık tapsın, şo canın,
Sendi cıgıt kaş yüzyılda Dobru‘ca mız yaratsın ?
Hürmetımız saga büyuk, cölında bıl, devam bar,
Unutmaylar senın atın, akranların, tatarlar...
Necıp demek, Vatan demek, bır tarihtır, bır Hanlık,
Milliyetçılık etkenlernı dort yıl sonra bız cöyttık !
Bin dokuz yüz ellı ekıde kapadılar mahpuske
Dobru’ca nın ocaları şurudıler dert - dertke !
Saga şımdı, ellı sene sonra, destan bız yazdık,
Tuştı duşman, ay koterle, Kırım’ga kaytıp keldık !
Bılgenımız Vatan dertı, ıstegımız kurtulmak,
Yarın, bır gun, Kok Bayraknı oz Vatanga saldırmak !
Istegımız türkçılıktır, bılgenımız tatarlık,
Vatan uşun, bılgı, kuvet, yorulmadan topladık !
Duvalarımız kabul boldı, Yaratanga yetıştı,
Uzaklaştı kara bulut, kuneş ayga col aştı...
Ezan sesı, ezan sesı, Türk Dünyası canlandı,
Kol uzata tatarlıkka Gazi – şehit destanı...
23 Ekim 1996 da yazıldı; Vatan ciyıntıgı,1999, Kostencı, s.66-71
N E C I P N – A M U R I T
Norii, norii cei negri apasă întreaga Românie
E comunism cu ruşii, ce vom avea din glie ?
“Din nou pentru Crimeea speranţa a murit,
Şi Dobrogea se zbate sub jugul comunist...
Sunt crimeeni aicea, prin sate mai dosite,
Iar rusul, în Siberia şi-n lagăr îi trimite !
Ideii naţionale eu viaţa-mi dărui,
Crimeea –n libertate atât de mult dori!”
Aşa gândea prin lanuri ascuns Negip Fazăl,
Ca iepurele doarme, jandarmii sunt în jur !
“Luni de toamnă, rece-i noaptea, plouă, se întunecă,
De când n-a mai fost acasă a trecut o săptămână...
La Albeşti în vale l-au închis pe hogea Şaip,
C-a înmormântat străina ce de tifos a murit !
Grânele de anu-acesta vor aduce bani mai mulţi
Cei bogaţi vor da cu milă, ajutând compatrioţi.
Tot cu gânduri ca acestea a venit Negip acasă,
Vrea el zorii să-i serbeze cu ai săi fiind la masă.
Luni de toamnă, reci sunt toate, paie-n loc de aşternut,
Nu de închisoare fuge, el poporul şi-a temut.
Umbră mare, se-aud paşii, întunericul tot creşte,
Câinii latră fără stare, luna se aşterne-n cale.
Mi-e prieten ori mi-e duşman cel care s-apropie,
Deşi Turcia mă cheamă, eu rămân la datorie !
“Sunt Eiub, ţi-aduc o veste despre dragii tăi copii,
Nu te-au căutat pe-acasă, este linişte, să ştii !”
Binecuvântare fie omeniei, zise el din fân ieşind
Voi îmi daţi puterea luptei idealul sfânt iubind !
“Nu fii trist, tipografia la prieteni a ajuns,
Nu vor afla comuniştii niciodată ce-ai ascuns !
Zile triste, tiranie, tu de-acasă noaptea pleci,
Tot de la strămoşi îţi vine grija pentru cei pribegi.
Ca-ntr-un film se derulează trista soartă a Crimeii,
Hani Ghiray ori Gaspirali, Seydamet ori Celebi...
Neam orfan, pierdut în sate răzleţite din Dobrogea,
Fraţi fugari, fraţi din Rusie, ascunzându-se aicea...
Ce ne-aşteaptă oare mâine, spaima ne va cotropi,
Cum să plece el din ţară, el cu –ai săi va suferi !
Zi de toamnă, zile grele când Negip forţe adună,
E tătarul ce conduce, ştiu jandarmii de o lună...
Azi e soare deşi-i toamnă, azi el teama şi-a învins,
De la Krăm aşteaptă veste, bulevardul e deschis.
“Să merg iute” zice omul, “ziua ce-o să mi se-ntâmple?
Dacă eu rezolv şi asta, neamul meu se va destinde.”
Înc-un pas şi la al doilea este prins de braţe tari,
În dubiţa ceea neagră e luat şeful tătar !
Pumni şi ochi ticăloşit, voce cruntă de duşman,
Sângele se-adună-n vene, “mă vându care sărman?”
L-au zvârlit în brânci pe pietre, pe cimentul îngheţat,
E închisoarea din Constanţa, Dumnezeu pe-aici n-a dat...
Popor al meu, e vai de tine, Vai Crimeea, vai, copii,
Sat natal, popor de jertfă, ce destine vor veni ?
Gânduri negre, izvorâte din pereţii reci şi grei,
Brusc se rup când lanţul uşii zornăie sub paşii răi.
Îl pocneşte torţionarul şi îl târâie pe scări,
Spre anchete ucigaşe, spre torturi din alte ţări.
Chipul de călău îl vede, e duşmanul secular,
Mâna sângerândă şterge sângele lui de tătar.
“Doamne, dă-mi putere mie să rezist cu demnitate,
Să nu-i spun pe bieţii oameni de prin sate – ndepărtate...
“Să ne spui din crimeeni câţi în sate ai ascuns?
Să ne spui ce ajutoare cei din Turcia ţi-au adus ?
Ce tot vrei acea Crimee, e a ruşilor de mult,
Nu mai e nimic acolo, morţii însuşi se ascund.”
“Eu, poporul şi o Patrie, doar atâta eu vă spun,
Faptele-mi sunt cunoscute, de iubire doar dispun.”
Întâi palma, apoi talpa de la cizmă crunt lovi
Şi în beci îl azvârliră, când călăul porunci.
Prăvălit pe scări de piatră a căzut Negip în gol,
Căci poruncă grea venise de la rus, stăpânul lor.
Dezbrăcat, capu-i legară, mâinile moi atârnând,
Fir electirc îl doboară, inima încet strângând.
S-au oprit când leşinase,apoi atârnat de fier,
Pielea zace găurită, capu-ntre pământ şi cer.
Din găleată apa rece amorţi forţa de om,
Gura-nchisă, vocea stinsă, leşinase ca în somn.
Când deschise iară ochii, sânge roşu picura,
Pe cimentul ce ucide, apă vrea, apă cerea...
De ce capul îl duruse, de ce –i gaura din picior,
De-nţeles nu e nimica, cade trupu-n somn uşor.
Aleluia !
Din nou vine temnicerul ca să-l ducă la anchetă,
Din nou vine torţionarul ca să-i ceară altă soartă.
Apoi iar beciul îl simte, frânt, bătut şi schingiuit
În leşin fără oprire zace –n sânge , chinuit...
Ore trec, abia cinci zile, speriat Negip gândi
Că el n-a trădat pe nimeni sub tortură şi...zâmbi...
Cel ce m-a lovit, cel ce creierul mi-a ars
Era rus, armean fu oare, cine neamul mi-a distrus ?
Mai am os întreg în mine ? Trupul mi-este terci zdrobit,
Nu credeam că omenirea în tortură s-a şcolit !
Aleluia !
Apă, mamă, apă, tată, strop de apă aş dori,
Moartea mi se pare raiul, căci din iad eu aş ieşi ...
Dă-mi putere, Tu, Divine, ca să mor făr-a trăda,
Neamul meu să nu decadă, când în giulgi m-or aşeza...
Uşa temniţei vuieşte, iară l-au târât pe sus,
Aşezându-l fără vlagă la anchetă l-au supus !
-“Spune, spune, turcul care te-ajuta în lupta ta ?
Câţi mai sunt cei din Crimeea, cine-n casă-i ocrotea ?
Se înfurie jandarmul, de ce tace ăst tătar ?
Cum rezistă la tortura inventată de barbar ?
Duceţi-l în lanţuri grele, tot în fiare îl legaţi
Ne omoară el, banditul, mereu tace când îl baţi !
Întunericul îl soarbe, nu-i e teamă, nu mai simte,
Trupul tot e o durere, limba şi-a muşcat în dinte !
Capu-i fierbe, arde trupul, numai doare ce-i durere,
Îi atârnă-n colţ de gură, vârful limbii-n nemurire.
Douăzeci şi trei octombrie, una mie nouă sute patru ş-opt
Vestea arestării vine cu a morţii... Este mort !
În cinci zile de tortură făr-o clipă de odihnă
A murit Eroul nostru, demnitatea e de vină !
Aleluia !
E o mie nouă sute patruzeci şi opt când moare
Liderul naţiunii noastre, patriotul nostru mare !
N-a fost judecat, nu are condamnare cu-nchisoare,
“Mortul vi-l luaţi acasă, sinucis prin spânzurare !”
Ei astfel barbar curmară viaţa lui de luptă-ntreagă...
Cum să moară deodată ? Cine poate să-i mai creadă?
Doar o lacrimă colindă Dobrogea îndurerată...
A murit Negip al nostru, lupta noastră-i sfâşiată.
În Tătaru vine vestea despre moarte de Erou
Dobrogea e-n întuneric, Soarele s-a stins din nou !
Au venit preoţii noştri, plâng aceia ce-l iubeau
Trupul lui era dovada, urme crunte speriau...
Craniul e zdrobit, păru-i ars, găuri în trup,
Îl spălară hogii – rude, toţi plângând omul cel sfânt...
Satul plânge, ţara plânge, geme neamul din Crimeea,
Omul nostru sfânt şi mare, greu destin Domnul scria.
Scoală tu, Fazăl- hagiul, Şeripe vino să vezi,
Ce-au făcut din fiul nostru, duşmănia l-a ucis !
Ca să mori luptând eroic cu-a strămoşilor onoare,
Este unica dorinţă, un viteaz nicicând nu moare !
Se adună iară neamul ca să-l ducă spre mormânt,
Cei ce se-ascundeau atuncea, numai au niciun cuvânt.
De sus plouă, lacrimi plouă, clocote de plâns răsună,
Camera lui mortuară noaptea-i plină de lumină !
Speriaţi privesc sătenii la o flacără nestinsă
Ce străbate-n noapte satul până la mormânt aprinsă...
Negip Eroul, fie-ţi sufletu-n odihnă, inima în linişte,
În poporul nostru oare când al doilea Fiu s-o naşte ?
Noi luptăm şi-acum ca tine, idealul tău ni-e scump,
Nu te vor uita colegii, tu urmaşilor eşti scut !
O istorie e-n tine, Negip e Patrie, Hanat !
Peste patru ani pierdurăm pe toţi cei ce au luptat...
Anul una mie nouă sute cincizeci şi doi e trist,
Sute de ani de-nchisoare patrioţii au primit ...
Vin acum eu cu poema celor cincizeci de ani
Ca să-ţi spun că-i dus duşmanul, în Crimeea suntem iar !
Tot ce ştim e dor de Patrie, libertate ne dorim,
Mâine poate înălţa-vom Steag Albastru ce iubim !
Vrem să crească gintea turcă, neamul de tătar îl vrem
Pentru Patria străbună într-o luptă noi suntem !
Ruga noastră fu admisă, Creatorul ne-a primit,
Norii negri se usucă, Soarele-i la Răsărit !
E divină Cartea Noastră, Lumea turcă s-a trezit,
Braţul ce ne ocroteşte e un imn, e Eroism !
Traducere din vol. Vatan, 6 Februarie 2008, Constanţa
2 aug. 2016
AZAPLAR / Güner Akmolla / 1 Mayıs 2012
ŞANLI
AZAPLAR
Güner Akmolla, 1 Mayıs 2012
Azap degen türk ordısı qurğan koyın sırtında
2012 – de bız oturtamız tarih üçün taştan qaya.
Dünya ustı guldesteler açılğan
Azaplar’da
Bız bo yernı merkez ettık öz milli dünyamızda!
Koy balaban, baylar ketıp mekteplerde oquylar
Dobruca’nı em Qırım’nı Tatarlıqqa baylaylar.
Istambul’man Berlin colı Azaplar’dan başlana
Mında kelıp toplaşalar - Vatan
Dava canlana!
Ozenbaşlı qaşıp kele
binden fazla tatarman
Men olarnı sıpra, bostan, torıme de salarman.
Toylar bola, bayram kele tılge-dinge sarılıp
Avrupa’ğa qolın sala, col aşıla, Azaplar’nı tanıtıp!
Dertlı zaman marebenın sonın bızge bağışlay,
Komunistler cerleşkende,
koyde tatar qaltıray!
Bulut qara, carıq söndı, kun batar hep uzadı,
Bırıncıde koy balası Necıp Şehit qapaldı!
Yuqlay şımdı mezarından bızge
quvet bağışlap,
Öz koyınde canıp-söndı, Vatan uşın cabalap!
Onın colın tutqan aydın, erkek, hanım mahpuste,
Tatarların milliy cenkı Dobruca’da şay pıte...
Mustecep, Osman Nuri, Salya, Mendu, Şevket, Sultan,
Malık, Şaip, Teufik, kiyevler, Anıs oca, Azaplardan!
Bızde bugun – bala, torun, tarih colunda barmız,
Olar içün , millet içün, Vatan içün - ABIDENI quramız!
VESTITUL
AZAPLAR / TĂTARU
Traducerea
autoarei, 1 Mai 2012
Armata turcă denumită
Azap satul acesta l-a fondat.
În 2012 construim un monument al celor ce l-au înălţat.
Aici în sat din lumea noastră inteligenţa se-aduna
Lumii tătare – capitală
satul Tătar se arăta.
E mare satul, cei bogaţi în şcoli
vestite studiau
Dobrogea lor şi vechea
Crimee lumii de azi ei aduceau.
Din Istambul până-n Berlin
în Azaplar popas făceau
Aici se adunau cu toţii,
Procesul Patriei cereau.
Fugari veniră din
Crimeea, Ozenbaşlî e-n fruntea lor
Satul dădea casă şi masă,
visau ţara tătarilor ...
La nunţi, bayram şi la
tepreş, limba, religia-i unea,
Privind Europa cea modernă o capitală- aici creştea.
Sfârşitul de război
aduce în lumea noastră marea dramă.
Se-aşează comuniştii-n
frunte, lumea tătară se destramă.
S-a stins lumina, norul negru se-ntinde până la apus,
Negip Eroul a fost primul şi cel mai mare Fiu- răpus!
Aicea doarme în mormântul din care forţă noi luăm.
În satul lui el duce lupta pentru Crimeea ce-o iubim!
Şi toţi
fruntaşii care luptă pentru dreptate şi popor,
Aici în Dobrogea română sunt
torturaţi, aici ei mor!
Când Mustegep începe lupta, Osman Nuri, Salya,Şevket, veniră
Mendu, Sultan,Malik, Şaip,
Teufik, Anis, o lume ei uniră.
Şi astăzi
noi, urmaşii celor ce-au scris istoria cu sânge
Le-am înălţat Lor
Monumentul cu flacăra ce nu se stinge!
14 mai 2016
BIZ, DÜNYA QIRIMTATARLARI, NEDEN UNUTALMAYMIZ 18 MAYIS 1944 ‘NIN SURGUNIN?
BIZ, DÜNYA QIRIMTATARLARI, NEDEN UNUTALMAYMIZ
18 MAYIS 1944 ‘NIN SURGUNIN?
GÜNER AKMOLLA
2015 senesınde yazıp tanıttım tarihımıznı “71 cıl anımak tatar surgunınden” kitabımda… Bızım olımsız hatıramızda qalacaq anımanın sebeplerını, balalarımızın hatırasında qalacaq yalancı tarihın haqsızlıqlarını ve butunni oldırmeklerınıde, dünyağa qaber ettım… Onlar: M. Ülküsal, Sabri Arikan, Al. Mihalça, M. Moise, A. Dumitru, M. Kelaru, menmen qonışıp bıldıremız “unutmağanımıznın sebeplerını”:
18 MAYIS 1944 ‘NIN SURGUNIN?
GÜNER AKMOLLA
2015 senesınde yazıp tanıttım tarihımıznı “71 cıl anımak tatar surgunınden” kitabımda… Bızım olımsız hatıramızda qalacaq anımanın sebeplerını, balalarımızın hatırasında qalacaq yalancı tarihın haqsızlıqlarını ve butunni oldırmeklerınıde, dünyağa qaber ettım… Onlar: M. Ülküsal, Sabri Arikan, Al. Mihalça, M. Moise, A. Dumitru, M. Kelaru, menmen qonışıp bıldıremız “unutmağanımıznın sebeplerını”:
- 1779 cılında Aynalıqabaq anlaşmasının denıştırılmesı yasala Qırım’nın bağımsız bolğanına kereklı bılgıler berılıp ve onın öz milletının arasından Hanlarını seçmege haqqı tanılıp. (yazğan Sabri Arıkan, Türkiye de cetışken qırımtatarlarından).
- 1783 cılında sonğı Hanımız, Şahingiray–Han Ekaterina II-nın emırımen feragat ete Qırım Hanlığından.
- Rus sömürgecılıgı 1774 cılından başlay bugunge cetışe, zapt etken ülkelerını gerılıkte taşlay neğadar ilerı ve zengın bolsalarda bır zamanda, anca 2016 da tuşune Kazaqıstan aile adlarını rus tesirınden ayırmağa!
- Qırım da ve Kaukaz etraflarında isyanlar qan ışınde qapatıla ve zapt etkenlerge qarşı kelıngen isyanlarnı tanıta.
- 28 cenk başlay Osmanlı Rus’ qa qarşı kelıp. Qarışıq ve yabancı milletlermen totırılğan topraqlar canı vaziyet kostere, koplık bolğan tatarlar OZ VATANLARINDA azınlıq halıne kele!
- Çarlıq (ve sonra bolşevik zamanı) “haraşo” denılgen rus qızlarıman caşlarımıznı evlendıre. 1783–ten sonra, kunımızgeşık, aydınlarımız Sibirge surule, surule; rus cezalısının bo sözı dünya dolaşa: “Sibirge surgun, Rossiye’ de tatar bolmaqtan qayırdır…”
- 1860-1880 cılların arasında putunni koşuvler artıq qurtulış ümitlerının songenını korsete, çünki Qırım harbı de, 1853-1856 da ziyanğa (yazıqqa) kete… -Öz hükümetımızın bolmağanı, insani haqlarımızın tanılmağanı, ordımızın yasaq bolğanı, ekonomi barlığın yoqlığı, Qırım tatar tarihının sahtesıne oğrağanımız, bır qaş sebep kıbı qalmaqtadır.
- Turmadan, sistema kıbı tatarların topraqları yağma etıle, tatar kul (kole) bola öz baba toprağında.
- Caş tatarlar zorman askerge alına, onda qızmetkârlıqqa salınıp ve tüfek kormeden; 10-15 cıl tuta askerlık omırı. –yazı be basım qırım tatarca öz ana tılımızde yasaq bola; sade ailede qonuşula ana tılımız. -100 cıl sonra rus okupatsiyesınden, 1883 te Ismail Gasprinski Bahçisaray da “Tercüman” gazetını şığara öz ana tılınde ve onı qoruğan 4 dünya padişaları / imperatorları bar bolıp turğanda etrafında.
- Tatarların surgunı “umumhalq” surgunı bola. Surgunde, 5 uzaq ülkege cıberılgenlerın babaları, balaları, qocaları Berlin de cenkte oleler sebebını nemselermen “ ış bırleşmesı” yasaldı degen iptıra aytılğanda. Ozbekler onlarnı tayaqlarman ve taşlarman beklep turğanda, vagonların aşılğan qapılarından qartlar em apaqaylar cılaşıp cerge catalar “Alla! Alla! dep.
- “Umumhalq” cıberıle surgunge babaları partizan bolıp almanlarğa qarşı Qırım’ nın dağlarında uruşqanda; partizan çetelerın komandantları tatar, 50 aktivistlerın adları yazuvlı Türk ve alman gazetlerınde; 1941-1944 arasında tatarların partizanları almanlarğa qarşı uruşa.
- Surgun bolğan tatarların kobısınde madalya bar: SSSR / CCCR/ GEROY / GAZİ namında (kor Mırza Bala, Ist.Cumhuriyet gazetası, 22Temmuz 1950, sayı 9323)
- 18 Mayıs 1944 cılın ertenınde er tatar oturğan üyın qapısına bır subay ve ekı asker, rus, kelıp vahşice urmağa başlay ve 15 daqiqa ızın bere üynı boşatmaq uşun. Istemegenler, şo yerde ottırıle, emırge kore…
- Eşref Şemizade,qırım tatar meşhur şairı, 21 haziran 1941 de mahpuske atıla, 17 mayıs 1944 te serbest bıraqıla ve Qırım’ğa kele; bır qaş saat yuqlağanson surgunge cıberıle…Nevaqıt bırleşken o ve neşın, alman ordısıman?Stratejya ve politika meselenın barlığını kosteremız yazıp ki Azerbaycan’ da ya da çeşit ülkede yaşağan qırımtatarları surgunge cıberılmegen… -Surgun bolğanların tam sayısı bılınmiy, ama bız Vatanğa kaytıp kelgenson yasalğan statistikanı bo yerde yazmağa mecburmız: “Son senelerde yasalğan statistikalar türk milletlerın surgunın on milyondan fazla dep kostereler! Eğer hatırlatsaq serbest ve medenî dünyağa bu tarihlernı, aqiqatnı anlatqan bolarmız: 2.XI.1943 te Kalmuklar surgun etıle; 23.II.1944 te çeçenler bola; 18.V.1944 te qırımtatarlarına sıra kele. SSSR de bolğan qanlı cinayetler ekı sene sonra bılınmekte, nevaqıt Pravda 26.VI.1946 da rus parlamentosunın qararlarını yaza surgunnı “kereklı ceza “dep tanıta, çünki bunlar, “Vatan hainlerı”ekenler!? Qaysı Vatanın? Kımın o Vatan? Batı qaberdar boldı anca ekı subay 1952 de serbest dünyağa cetışkende: oset G.Tokaev, rus Grigori Burlutski. 1944 senesın barı Qırım tatarları uşun trajik kunler hazırlağanını bıldırmekte, çünkü, “serbestlık” bergen qızıl ordı yaqınlay tura ve onın komandasında “Stalin, qızıl dev” bar. Eğer 1940 cılında sovyetler ordısında 57.000 qırımtatar askerı uruşqan desek, statistikalar kostere 1944 cılında almanlarğa qarşı uruşa 80.000 qırımtatar askerı! Yaqın 10.000 qırımtatar caşları asker yesırı bolıp Batı da, inanıp faşist ideallarına, almanlarman bırleşıp sovyetlerge qarşı cenkke hazırlene, almanlar söz bergen edıler Qırım’nı tatarlarğa ait korgenlerıne, onların 3.000 senelık tarihlerını tanıp o topraqlarda. 1783–lerden itibaren, Çarlıq Qırım’ nı ozıne bağlağanson, qırımtatarların sayısı beş milyondan uş buçüq milyonğa kelgen edı, ve, ekıncı dünya cenkınden son, bır milyonğa tuşıp. Haqsızlıqlar, ottıruvler, Sibirge surgunler, mahpusler, zorman ruslaştırma politikası, humumhalq koşuvlernı ızlandırdı. Bır Stalin korer boldı vaziyetnın çaresını, yani tatardan qurtulmaqnı, Qaradenız ge şığış bolğan Vatan Qırım’ nı rus bolmağan milletlerden “temızlep”! Acaba, bu rus okupatsyası 1944 te Qırım da Nisan ayında,Hitler’ nın yahudilerge etken vahşilıgımen alaqası bolğandır mı? Nisan 1944 te KGB AJANLARI 24 SAAT IŞINDE TATARLARNI YAĞMA ETELER VE OTTIRELER.Ailenın balası Qızıl Ordı da bolğanı bıle anlaşılmay bo qatlyam da, cerlı milletke qarşı haqsız cenkte! Ve bolay kele 18 Mayıs 1944 Stalin’ ın surgun emırı butun milletke qarşı, qırımtatarlar cıberılıp Ozbekistan’ğa, Kazakıstan ve Ural, Karelya boşlıqlarına (asılında 5 Asya gerı ülkelerge, yaşayış ağır em çaresız cerlerge, 1940 senesınde Stalin’ın qurğan pilanına kore). 18 Mayıs 1944 nın ertenınde, tan aşlayatırğanda, tatarların koylerı ve şeerlerı rus askerlerımen tolışa ve bu emır aytıla: “15 daqiqada evlerınızden şığınız!”Hatıravlar dertlı ve ağır, qartlar, apaylar, balalar, cılaşa, aqaylar frontta uruşqanda! Kobısı kepınlıklerını alğanlar, bazıları qaşıq, bıraz may, ışecek suv alıp ketkende cürtlarından! Red etkenler, qurşunğa tızılgenler. (Makalemız EMEL de ve Aff KITABI’mızda basılğandır, I, II, III cı basımlarda).
- 1945 senesımen başlap rusların komendaları Şarqı Avrupa ülkelerınden Qırımtatarların ızlap ve lagerlerge qapap toplamağa başlay. Butun bu senelerde, 1945,1948, 1952 lerde, Romanya’nın içersınde qırımtaraları, kelme ve ya cerlı, tutuqlanıp mahpuslerge atılalar, ottırıleler, anket zamanında ya sonunda, kop ve agır mahpus cezası berılıp. Balabanımız M. Ülküsal’nın omır borıcı ve emelı bolğan mesele, bo milli katlyamnı da ala. (masacru).
- Kenarğa salınğan Sovyet Bırlıgı qaradı ozıne aff etılmek çaressını, bılgı hazinesını aqtarıp, desekte bolar, 1948 de tarihçı P.N.Nadinski yaza: “Ekıncı dünya cenkın sonundaqı Qırım jenosidı haq kıbı yasaldı, sovyet hükümetnın hainlerıne qarşı.” Ama bo fikir yalan, sahte ve haqsız ekenın dünya tanıdı. Nadinski, Grekov ve Smirnov qanıt (argument) tabalmadılar. Qırımtatarları Ansiklopedyalardan ve editorlıqnın dünyasından qayb bolğan edıler.Sessızlık basa bugunde.
- 1921 de Qırım tatarları taraf alğan edıler autonom / müstakil kıbı Bağımsız / Serbest Qırım‘nın Kongresıne, nasıl yazıldı Canı Dünya dergısıne, sistemalı politika uşun qanıt kosterıp anlaştırıp ki 1944 nın hainlıgı olarğa duşmanlıqtan kelgen bir uydurmaq, ihtıra! Sovyetlernın dolapların bırısınde, nevaqıt qaşıldı alman ordusından, 1941 den qalğan dokumanda bıldırme barını bıldık, Qırım’ dan Kazakıstan ğa surgun fikirı o zamandan yaratılğanına dair (ve bolay boldı almanlarman 1942 cılında).
- Sabri Arıkan’nın kitabında “TOPYEKUN SÜRGÜN VE KATLİAM”, onı bız EMEL mecmuamızda romencege tercüme etıp yazdıq, sayı 7, cıl 75, Temmuz 2005 te kosterıp Berlin’de gazilerımın tutuqlanmalarını, kobısın kokregınde GAZİ MADALYA bar ekende. Ve bolay kele bızge qarşı yazğanları: “UNUTMANIZ!”
- 1950 dekı Sovyet Atlas’ı Qırım ‘nın rus cemaatıne dair yaza – tatarlar onda artıq yoqlar! Bu sebepten onı Ukrayna’ğa bayladılar sonraları, Şubat 1954 te... bu sebepten rus ordısı onı 2014 te zapt ettı...Qırım’ da bugun bar bolğan tatarlar, yani qırımtatarları, seslerın şığarmaylar, onların haqları yoq, eger ses şığarsalar, surgunın taa yamanı başlarına cığılmağa azır...Ve normal, milletnı yasaq etkenson, Tarihını de, keldı sıra 18 Mayıs yaqınlağanda, Mecliske de!
- Ve bugun, 18 Mayıs 2016 da, Qırım’ın qaşıncı zapt etlımesıne qarap turıp yaşaymız? Vayıldamaqtan başqa, marş yasamaqtan başqa, dua oqumaqtan başqa, ne şaremız bar… Ogadar. Ve işgal sure, kun kelıp patlar, ama, o zaman, aramızdan qaştane qalıp asıl tarihımıznı bılıp oturar?
AYTINIZ...18
mayıs 1944 nı... //
Aytınız,
kokten kelgen „kutsal” avalar,
Aytınız
bulutnı yaratqan qarlı avalar,
Aytınız
qar - cavun bolıp tuşken parşalar,
Qorqmadan,
aytınız, aytınız qorqmadan!
Aytınız
topraqnı carıp şıqqan duyğular
Koklerge
tırmaşıp baylanğan sırlar
Dağnı
ırıtken, denıznı cütqan şayınşuvlar
Surgunnı
bıldırınız temızlengen gunalar!
O
kunı tatarlar kuneşnı kormegen
O
kunı tatarın üyünde aş-su pışmegen
O
kunı qundaqta bala osmegen
Dünyadan,
aqırdan, yardım kelmegen...
Surgun
kunınde, er tatar üyunde
Askerler
qapını aşıp kırgende
Okırgen
sesmen quvulmaq emırınde
Surgunnı
aytqanlar er tatar üyünde...
O
sene, Alla’m, korılmez surgun
Milletler
coq bola, aqırzaman o kun
Tatarlar
koreler can qıyğan bır surgun
Qırım’
ın milletı kordı yamanlı surgun...
Onsekız
mayısta boldı en yaman surgun
Qırım’nın
toprağı çiyneldı, milletı surgun
Berlinde
olgenın abayın rus ettı surgun
„Geroy
babası aydaldı - vahşice, surgun!//
1944
onsekız mayıs surgunu Qırım’da //
Qalmadı
tatarnın ızı bo şanlı topraqta.
aberler
ketmedı duşmandan dostqa
1944
onsekız mayıs kunu tuvğanda...
Yarıdan
kobı milletın bo colda oldı
İnsanlar
şurudı, şeşekler qurudı, soldı
Vatanım
toprağı tatardan boşaldı
Milletım
candı, milletım vatansız qaldı!
Milletım
candı... bız vatansız qaldıq...
Spuneți
... 18 mai 1944...
„Sfinte”
valuri de aer din ceruri, voi, spuneți
Din
al norilor fum forme minuscule, spuneți
Veniți
ca o ploaie și lumii întregi să-i spuneți,
Fără
de teamă lumii de mâine adevărul duceți!
Dureri
ce au spart pământul venind din adâncuri
Taine
dezgropând morminte se urcă la ceruri,
Se
topiră munții, marea–i înghițită de doruri
Spuneți
surghiunul acelora ce vor dori onoruri
În ziua aceea tătarii n-au
văzut soare
În
ziua fatală ei n-au avut apă, mâncare ...
Pruncul
din leagăn atunci a crescut, oare?
Ajutor
n-au avut de la viu sau de la cel ce moare...
Ziua
surghiunului a venit în casa tătarului
Cu
pumnul și pușca cumplită a soldatului
Cu
vocea ce urlă a ascultat zicerea ordinului
Surghiunul
a venit în casa tătarului...
Anul
acela-i plin cu surghiunuri, o, Doamne,
Se
pare că vine apocalipsa, dispar popoare
Tătarii
văd surghiunul ce ucide fără onoare
Poporul
Crimeii a văzut etnocidul său, Doamne...
La
optsprezece mai a fost un groaznic surghiun
Au
stârpit temelia, băștinașii merg în surghiun
Mama
fiului erou la Berlin e trımısă în surghiun
Tatăl
eroului este gonit barbar în surghiun.
Crimeea
trăiește un surghiun de coșmar
Pământul
ei nu poartă urma niciunui tătar.
Dușmanul
n-a trimis vestea către prietenii mari
Sunase
groaza zilei - de 18 mai *44 pentru tătari...
Mai
mult de jumătate din popor pe drum a murit
Trupuri
putreziră, florile uscate s-au ofilit
Pământul
patriei în ziua aceea de tătari s-a golit
Arde
poporul meu, poporul devine apatrid.
Arde
poporul meu, devenim un neam apatrid...
30
Aprilie 2016
Abonați-vă la:
Postări (Atom)